nostalji

hayatın çapraşık duyguları…

lovers attention

Bundan yıllar önceydi …

ben  daha hayatı ayrımsamamış bir çocuktum lisenin ikinci sınıfındaydım …

ayşe teyze daha hayattaydı ve ben bir tiyatro oyununda oyuncuydum , kapıcı rolüydü benimki, pendik sahilindeydik kardeşim atilla ile karşılıklı birşeyler içiyorduk sahilde hayat daha çook toz pembeydi  bizim için hayaller ise diz boyu…

bir sarhoş geldi yanımıza çocuklar dedi “hayat çapraşık duygular bütünüdür”, biz ise daha 10. yıl marşını söylüyorduk iki kardeş, dost , arkadaş ; anlamadık ne dediğini..

adam sarhoştu gelip geçti bizim için ama unutamadım cümleyi ben yıllar boyunca ne demekti çapraşık duygular bilemedim ufaktım, çocuktum …

ama şimdi anlıyorum ki hayat gerçekten çapraşık duygulardan ibaret sevgi içinde nefreti , mutluluk içinde hüznü barındırıyor  bilemedim…

şimdi hala bir çocuk var içimde ama ben büyüdüm maalesef hayaller gerçek oldu veya olmadı ; atillanın çocuğu oldu benim olmadı halbuki hayalimiz şuydu ; ikimizin de çocuğu olacaktı hayat akıp gidecekti, hayat güzeldi….

ben şimdilerde anlıyorum insan bir tam olamıyor hiçbir zaman en mutlu günlerinde hüzünler bir yandan saldırıyor sinsice sana tam bir duygu yok diyor…

çook zaman geçmiş üstünden bilmesem asır derim o zaman ve şimdi arasındaki farka ama değil biliyorum ; ben kendimin hem dorian gray i oldum hem de henry si; genç kaldım, yaşadım, eğlendim ama bedelini ödedim ve ödüyorum, odamda eski sevgilimden kalan bir tablo her gece ona bakarak uyuyorum rüyaya bir kala …

ve yıllar geçtikte anlıyorum o geceki sarhoşu: o  mu sarhoştu yoksa biz mi çok gençtik sorusunun yanıtı belli olmaya başladı gün be gün …

özel ortadoğu lisesi ve anılar …

özel ortadoğu lisesi logosu

yıllar önceydi nerdeyse 7 yıl olmuş evet yıllar önceydi diyebilecek kıvama elmiş düşinsenize anısı bile yıllar önce olmuş bir lise-kolej şu ansa sanki başka bir hayat gibi geliyor bana…

evet o zaman üniversite 2. sınıftaydım yanlış hatırlamıyorsam aklım bulutların bile ötesinde şimdi nerdeydi bulmak zor. kız arkadaşımla bir bardan çıkmış ve galiba izmire gitmeye karar vermiştik şimdi ne kadar alakasız geliyorsa o zaman o kadar zevkliydi. arabaya atladık otobana girdik tam kartal  tabelasını görünce aklıma eski okulu geldi saat gecenin üçüydü kız arkadaşım ne yapıyorsun falmn derken ben kartal çıkışına saptım gel dedim seni okuluma götüreyim çıktık yıllarca teptiğim yollardan biraz değişmişte olsalar okuluma geldik  ama tabela değişmişti o zamanlar 11 yıl boyunca yatılı okuduğum ve çok sevdiğim okuluma gelmiştim ama bilenler bilir yukarıdaki girişin (okulun iki ana girşi vardı ve bunu yanında atladığınız(mız) duvar girişleri) okan üniversitesi olduğunu gördüm. gittik bekçi hafif uykulu biz ise günü ortasındayız tıklattık bu sırada “manyakmısın”  şeklinde uyarılsamda orası benin 8 senelik evim ve dinlemeden tıklattım cama karşımda şimdi hatırlamadığım ama okul yıllarından tanıdığım ve muhabettimiz olan bir bekçi şaşırdı beni görünce ne arıyorsun dedi bu saatte şaşkınlıkla. “ben geldim” dedim “okulumu özledim ” gel dedi  içeri girdik kulubeye kız arkadaşımla . birer çay içtik benim bekçi çayı dediğim kulubede yapılan tadına doyamadığım çaylardan biriydi. muhabbet ettik bekçi birkaç anı anlattı güldük hep beraber. sonra dedimki abi gezdirebilirmiyim okulu beçi biraz tedirgin : “aman dedi yakarsın beni” ama tabii yılların hatırı ikna oldu gece saat 4 gibiydi girdik okulumuza değişen ve uzaklaşan okuluma. yıllarca yürüdüğüm okulun bahçesinde bir banka oturduk  ben kaldığım odaların camlarını göstredim dışarıdan,  yatılı günlerimi anlattım , ahmet hocanın “hade bakem uyanın, akşam yatmak bilmezsiniz sabah kalkmak” diyen o özlediğim uyandırmalarını ve daha bir çok anıyı uzun uzun. okulumu takdis ettim dışından ama sanki odalarında yürüyormuşçasına. anılara daldım…

ben özel ortadoğu lisesine yatılı olarak başladığımda 10,5 yaşında bir çocuktum mezun olurken ise 19 yaşında bir genç olmuştum. beni bu okul büyümüştü deyim yerindeyse…

sabah ezanı okunurken okuludan bekçiye teşekkür edip çıktık gizlice.izmire doğru yol aldık…

o gün ayrımsamıştım artık hayatımın bir döneminin kesinlikle bitip diğerinin başladığını…

o günden sonra ben bir daha okuluma uğramadım. nedense acı verdi biraz o güzel anıları en canlı haliyle yaşamak bana.

bugüne kadar bunu sadece ben şimdi eski olan kız arkadaşım ve o geceki bekçi biliyordu ama nedense bugün yazmak istedim,nede olsa suç zaman aşımından düşmüştür…

bugün yağmur yağdı ve ben şemsiyemi kapadım…

rain-walk

bilenler bilir yağmuru hiç sevmem(sevmezdim)  hatta öğrencilik dönemimde araba mevzunun bana tek ve yanlızca  koyan tarafı yağmurda bir yerden bir yere gitme zorunluluğu olurdu mümkünse gitmez mümkün değilse de söylene söylene şemsiyemi alır çıkardım sırf bu yüzden hep etrafımda bir şemsiye hala bulunur.

bugün bir yandan bir ufak dinlenme bir günlük boşluk ile eve gelmişim son dönemde tv olayını nerdeyse bitirdiğim için kız kardeşimin mp3  listesinden türkçe bişeyler çalıyorum bilgisayardan rastgele seçme modunda arkada bertuğ cemilin yağmur şarkısı balkonda güzel havada bir güzel kahvelerimizi  içtik yanımda bir arkadaşla muhebbet ede ede. tam dışarı çıkacağımız sırada  bir gök gürültüsü ben hemen içeri girdim arabanın anahtarını aldım ve dışarı çıkarken arabadan şemsiyemi kaptım.

evim izmitin tek yürüyüş yolu olan cumhuriyet caddesinden ( yerel de bende dahil olmak üzere sevgi yolu diyenler çok) yağmur altında şemsiyemizle yürüyorduk birden aklıma şarkı geldi  dedim ki kapatalımmı şemsiyeyi ( çook eskilere giderek içimden…)  olur dedi  . kapattık şemsiyeyi yağmurun altında kapalı şemsiye biz ıslanarak yürüdük zevk ala ala. belki de ben ömrümde ilk defa isteyerek yağmurun altında isteyerek ıslandım şemsiyem elimde kapalı, sade yaz yağmurunun tadına vararak ve bize bakan insanların “bunlar ne yapıyor yağmur altında şemsiyeleri kapalı ıslanıyorlar, (romantikler-saftorlar, v.b.)” bakışları altında yzüzmde bir gülümsemeyle….

lovers under the rain, yağmur altında sevgililer

bu fotoğrafı da internette yazının resmini araştırıken buldum elim gitmedi delete ( silme) tuşuna basmaya…

bitirdin beni yapı statiği !!!

yapi_statigi_2 psiko

yıllar önceydi yapıstatiği diye bir ders vardı ben takmıyordum, takıp ta ne yapacaktım ki gerek yoktu o zaman için, ama yıllar geçti devran döndü ben şimdi bu dersi geçmek için canım dişimde çalışıyorum. daha da kötü tarafı ben görmeyeli ders bayağı bir zorlaşmış kısa özet 297 kişi toplamda bir dersi alıyor üniversitede. varın siz düşünün baraj gibi bişey olmuş hatta geçen gün okulda dolanırken (standart kantine kahve almaya gidiyordum yani öyle özlediğim salak salak dolaşmalar değil) önümde 4. sınıf değillerdi uzatmışlardı  zennedersme iki arkadaş giderken, aralarında geçen konuşma aynen şöyleydi: isimlerini bilmediğimden a ve b diyelim” ;

a: “yaa olm benim okul garanti bitti”

b: “nerden biliyorsun, g.t” , 

a: “olm kemalin derslerini verdim(kemal dedikleri yapı statiği I  ve II derslerini veren  yard. doç dr.  kemal beyen oluyor. bu arada galiba doçent olmuş artık hatam olduysa kusura kalmayın veya yıllar sonra bu yazıyı okur da kemal hocam prof  olduysa ….çok geyik oldu)”

b: ” vaay y.wşak senin okul harbi bitmiş lan “

yapi_statigi_2_kitabiolay aynen böyle nüks etti onlar konuşmaya devam ediyorlardı ama benim dikkatim o sırada başka birşeye kaydı ama neydi hatılamıyorum. şimdilerde de finaller geldi ve ben yapıstatiği ile bayağı kardeş durumundayım. içimdeki his geçeceksin diyor ama bakalım.

bu arada yapı statiği veya kemal beğen diye aratıp bulanlar için iki tane de pdf koydum yazının sonuna yapıstatiği açı ve cross yöntemini anlatıyor bende erkan hocadan(kocaeli üniversitesinden sevdiğim asistan hocam olur kendisi) aldım. hep geyik olmaz değilmi birazda eğitim şart ……

yapı statiği II cross konu – soru anlatımı için buradan

yapı statiği 2 açı konu – soru anlatımı için şuradan buyrun.

umarım yazı hem rahatlatmış hemde işi olana gerekli gazı vermiştir en azından bana gaz vermese de rahatlattı gazımı aldı birazcıkkk :)

p.s.: bazı takipçiler yaw bu sıralar çok az yazıyorsun diye mesaj atıyorlar ama idare edin diyeyim yazın telafi edicem 3 hafta kaldı sonra bayaa bi rahatlayacağım inşallah …

oku !!!

hug sarilmak

bazen seni düşünürken
kendime yakalanıyorum…
bilir misin bu duguyu?
sanmam..
nasıl yakar adamın içini..
nasıl da düşman eder kendisine,
anlatamam…

****************
ellerim yumruk yumruktur o anda
dilimde mevsimlik sabırlar…
gözlerimde kan…
saçlarımda birkaç tel beyaz durur,
gidişinden kalan…
*******************
saklarım seni…
aklarım kendimi o güzelliğinle.
bir tek unutmayı beceremem
ki unutursam,
şiirler yabancı düşer geceye,
ve ben sabaha eremem…

okan savcı