hayat

sevgililer günü istatistikleri

death_eros

son bir haftadır nereye baksam sevgililer günü aşağı sevgililer günü yukarı… böö geldi tam manasıyla bende intikam acı olur deyip sevgililer günü istatistiklerini vereyim dedim olay st. valentine dan öteye geçeli çok oldu hanımlar. şimdi nice delikanlılar yarın bir gül için 20-30 lira bayılacak sonra da bakıcak pazar sabahı gazetelerine yok efendim gül yetmez yanına bir tek taş yakışır diye gazlanacak ama bütçesel sorunlar aklına gelecek sonra ulan diicek ben bu günü bulanın ta …

hemen bu noktadan başlayayım aslında günü özü iki varsayıma bağlanıyor benim canım roma imparatorluğuma :) neymiş bakalım sevgililer günü tarihçesi …
1- st valentine isimli din adamının yasak olduğu halde roma askerlerini el altından evlendirilmesinin öğrenilmesi sonucu 14. şubatta idam edilmesi üstüne kurulmuş ki o zaman bizim imam nikahı kıyan hocalaramızın hepsi birer yarım st valentine sayılır bak yakında hz. imam  günü gibi bişey peydah olur dindarlar için çünkü şarap yaptılar alkolsüz , banka yaptılar faizsiz, v.b. ki hepsini gavur dediklerimiz buluyor o da başka bir soru işareti girmiyorum…

2-eski romadaki çiftleşme-üreme festivalinden geldiği söyleniyor ki o zaman st.valentine kısmı biraz sarpa sarıyor o da nikahları topluca kıydıran din adamı olsun diyelim işlerin oturması için, böylece hikaye bence daha güzel oldu ölüm falmn neymiş öyle …

ama işte pandoranın kutusu şurada açılıyor; 1840 larda massachusettsli esther howland isimli uyanık bence çakal zat ilk olarak fabrikasyon sevgililer gününe özel tebrik kartı satışına başlıyor diğer sırtlanlarda bunu takip etmiş olacak ki günümüz sevgililer günü mucizesine gelmiş oluyoruz…

gelelim istatistiklere ….

bu özel günün istatistiklerine bakalım istatistikçi kız kardeşime de göz kırplmış olurum :) ayrıca günü gereksizliğini anlayana matematiksel olarak anlatırız hemde yarın öbür gün belge olur elimizde . tek sorun türk istatistik kurmunun (bunuda melodan öğrendim) sitesine sevgililer günü uğramadığı için bilgileri amerikadan şuradan ulaşabileceğiniz amerikan devletinin istatistik kurumundan aldım ki herşeyi belgelere dayandırdığımın da bir kanıtıdır :) .

sevgililer gününde en çok alınan hediyeler: yazının devamını oku »

atkı nasıl bağlanır

uzun zamandır böyle şiir -romatizm yazıyorum kendimi çakma ahmet altan gibi hissetmeye başlamıştım sonrasında da uzun süredir yazmaya çalıştığım kanser yazılarıyla ortalığı bunaltıcam o arada da bir kaç teknik yazım var aklımda ama şöyle geyik birşeyler de bulamıyordum. bilenler bilir ben firefoxu deliler gibi tablı-sekmeli (ortalama 50 tab bulunur) kullanırım. tablar arasında geçenlerde izlediğim atkı nasıl bağlanır sayfasını gödüm.

şimdi yani bu mudur diyeceksiniz; budur temel atkı bağlama teknikleri videosu aşağıda :

YouTube Preview Image

daha fazla atkı bağlama tekniği – stili için ise şuraya bakmanızı öneririm

hayatın çapraşık duyguları…

lovers attention

Bundan yıllar önceydi …

ben  daha hayatı ayrımsamamış bir çocuktum lisenin ikinci sınıfındaydım …

ayşe teyze daha hayattaydı ve ben bir tiyatro oyununda oyuncuydum , kapıcı rolüydü benimki, pendik sahilindeydik kardeşim atilla ile karşılıklı birşeyler içiyorduk sahilde hayat daha çook toz pembeydi  bizim için hayaller ise diz boyu…

bir sarhoş geldi yanımıza çocuklar dedi “hayat çapraşık duygular bütünüdür”, biz ise daha 10. yıl marşını söylüyorduk iki kardeş, dost , arkadaş ; anlamadık ne dediğini..

adam sarhoştu gelip geçti bizim için ama unutamadım cümleyi ben yıllar boyunca ne demekti çapraşık duygular bilemedim ufaktım, çocuktum …

ama şimdi anlıyorum ki hayat gerçekten çapraşık duygulardan ibaret sevgi içinde nefreti , mutluluk içinde hüznü barındırıyor  bilemedim…

şimdi hala bir çocuk var içimde ama ben büyüdüm maalesef hayaller gerçek oldu veya olmadı ; atillanın çocuğu oldu benim olmadı halbuki hayalimiz şuydu ; ikimizin de çocuğu olacaktı hayat akıp gidecekti, hayat güzeldi….

ben şimdilerde anlıyorum insan bir tam olamıyor hiçbir zaman en mutlu günlerinde hüzünler bir yandan saldırıyor sinsice sana tam bir duygu yok diyor…

çook zaman geçmiş üstünden bilmesem asır derim o zaman ve şimdi arasındaki farka ama değil biliyorum ; ben kendimin hem dorian gray i oldum hem de henry si; genç kaldım, yaşadım, eğlendim ama bedelini ödedim ve ödüyorum, odamda eski sevgilimden kalan bir tablo her gece ona bakarak uyuyorum rüyaya bir kala …

ve yıllar geçtikte anlıyorum o geceki sarhoşu: o  mu sarhoştu yoksa biz mi çok gençtik sorusunun yanıtı belli olmaya başladı gün be gün …

sonunda bilgi ihbar merkezine ihbarlandık …

bilgi_ihbr_mrkzi

ilk önce bilgi ihbar merkezi nedir sorusuna cevap vermeli , bilgi ihbar merkezi telekominikasyon bakanlığının türk halkına bir hizmeti bir  nevi internet rütük ü diyelim insanlar internet sitelerini geziyorlar ve içeriğinden rahatsız oldukları  siteleri ihbar ediyorlar sonra da bu kurum yetkilileri web sitenizi gezip tamam diyor bu site sakat hemen erişime kapatıyorlar merkalarımdan biri de şu; acaba youtube.com u da bunlar mı kapattı diye çünkü o zaman benim site de yolcu…

gelelim benim kendi halindeki web sitemi neden ihbar ettiklerine baktımki web sitem buradan ulaşabileceğiniz ihbarweb.org.tr  sitesinden pinglenmiş bende girdim web sitesine baktım ki ihbar konuları: intihara yönlendirme, çocukları cinsel istismar, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar, 5816 sayılı  kanun.ben sayfaya girince ve yukarıdaki maddeleri okuyunca kendi kendime insanları bunaltıyor olabilirim ama intahar seviyesine getirmiyorum, blogda çocuk konusu geçmemiş, uyuşturucu uyarıcı madde bizzat benim ama bu yaşıma kadar sorun olmadı :) ,tamam zaman zaman her önüme gelen yerde özelliklede uğur dündarın bastığı yerlere gittiğim ve arkadaşlarımı götürdüğüm doğrudur ama temin yok yiyiciyiz, müstehcenlik ve fuhuş nedir bilmem :p, kumar derseniz internetten tavlaya bile dayanamıyorum ama sonra 5816. madde geldi karşıma bu da ne dedim tıkladım ve trink jeton düştü; “5816 sayılı “atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanun”

şuradan okuyabileceğiniz 2007 de yazdığım yazının devamını oku »

cloti and lea

clo_lea

the story accours in canakkale, eceabat  at anzac bay. me and my four friends were at holiday in the anzac bay.  in the aftenoon while we were going to the eceabat from our bay, we saw two girls and noone else under the midday sun walking. and we said that they must be english because as the song says;  ” … mad dogs and englishmen  go out in to the midday sun…”  ;) and we went to  eceabat, the opposite way of  them, to buy some of our needs and ice for cooling our drinks.  after comming  to our house on our bay we saw that we didn’t buy enough ice so we decided to go back, while we were going back we saw cloti and lea.. ( you can read the rest of the story here . )

they were  studying politics and turkey tour (turkish youth) was their project…

by the way elvis has left the bay. nowdays  michael started  his new job and i heard that he is trying his best :D ….

see you soon i know that you will be  succesfull in your project.

and the  the photos that i promised are below :

yazının devamını oku »