ut aliquid fieri videatur

bob marley tayyip

çok komik olmuş değilmi burdan ulaşabileceğiniz bobiler sitesinde gördüm. e bizde de osun dedim :D
unutmadan inşallah mahkemeye falmn verilmem ama neden verileyim yani değilmi sanorsam ….
tırs, tırs , ma ,ma :) ….. Devamını okuyun »

paul newman fotoğraf 04

bildiğiniz üzere usta paul newman dün öldü 1925 doğumlu olduğunu öğrendim ki 83 yaşına tekabül eder. digg de gezinirken buradan ulaşabileceğiniz people dergisinin eleştirmen leah rosen a yaptırdığı onbeş fimine ulaştım paylaşmak istedim ama listeye bir ekte ben yapayım dedim kankası olan robert redford la oynadığı sadece 2 filmden biri olan “the sting
paul newman ın imdb sayfasına şuradan ulaşabilirsiniz

paul newman fotoğraf 1

into the wild

iyi bir sinema izleyicisi-takipçisi olarak devamlı arşivimde belli dönem ve tarzlarda filmler olur. bazen 1 yıl bile arşivdeki filmlerden izlemediklerim olur. ama inandığım birşey vardır o da kader :) yani zamanı geldiğinde sizin de aynı havada olduğunuzda eğer her önünüze gelen filmi bilinçsizce toplamıyorsanız ortalama o anki havanıza uygun filmi kader önünüze çıkarıverir. işte “into the wild” yaklaşık 6-7 aydır arşivimde duran bir başyapıtmış ta haberim yokmuş ….

Film “Christopher McCandless” ın gerçek yaşam hikayesinden alıntıymış ki ben filmi izlerken hadi be abartmışlar, zorlamışlar demiştim birkaç bölümünde ki filmin sonunda utandım da …

Filmin yönetmenliğini ve senaryosunu “sean penn” yapmış  ve başrolünüde ilk olarak “the emperor’s club” da gözüme şöyle bir ilişmiş olan sonra “the girl next door” da beğendiğim ve “alpha dog” da bu çocuk adam olur (otoriteyim ya :) )  dediğim  “emile hirsch” oynuyor.
Filme gelirsek film bir yol filmi aslında ama aynı zamanda içsel bir yolculukta var. spoiler yapmadan kesmek en iyisi, tavsiye edilir izleyin ….

buradan  filmin imdb sayfasına bakabilirsiniz

bedriye yıldız eli resmi , haber 262 logosu

bir haftadır önümde(browserda) bir yazı vardı,  haber262.com yazarklarından bedriye yıldızeli  buradan okuyabileceğiniz bir yazı yazmış benim çok beğendiğim kısmını aşağıda okuyabilirsiniz biraz bu sıralar bende olan melankoniyi gördüm kendisinde özellikle son cümlesi ki ….

” Aşık olunca tuhaf bir cesaretle meydan okuyor insan.Çünkü herkesin içinde sabırlı bir tohum gibi kendi kozasında saklı duran bir aşk yatar.Hayatın içindeki en güçlü duygudur aşk.
Herkes, bu duyguyu farklı hisseder, farklı yaşar.
Özellikle bizim toplumumuzda “giz”dir aşk..Sizin anlayacağınız gizli yaşanır çoğu kez.Oysa ki çok insanca bir duygudur.
Kural tanımaz o .Yaşı yoktur onun. Nedeni de yoktur, niçini de.
Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeler.Kim bilir, bazen enerjinizi aldığı da olur..
Sabır kelimesi ona çok yabancıdır.Sabra sığınamazsınız.
Bazen, aşkta sarsıntılar yaşanırsa, içinizde çok eski bir yer acır.
Farkında mısınız toplum,şiddete doğru yöneldi.Hiç düşündünüz mü sebebini?Ben düşündüm.
Aşksız ve sevgisiz bir toplumun gideceği yer şiddettir.Sevdayı ve aşkı içinizde hissederseniz (buna sadece karşı cins aşkı değil normal insan sevgisi de dahil), şiddet aklınıza gelmez.Başka şeyler düşünürsünüz.
Mesela bir filmin karesine, bir şarkının sözüne takılıp kalırsınız.Çünkü aşk bazen bir zaman hatasıdır.
Söylemeden geçemeyeceğim.Aşk her akşam yatağa girmek değildir. Mesela birlikte yağmuru seyretmektir.”Seni özledim”,”seni seviyorum” diyebilmektir.

Günümüze gelince, galiba unuttuk biz bu sözleri.
Biliyorum. Eylemlerin, sert kadını neler söylüyor diyorsunuz değil mi?Aslında hayatın geniş bir bahçe olduğunu,yalnızca sevincin,yalnızca acının çiçeklerini değil, kaçınılmaz olarak hepsini birden içinde barındırdığını fark edersiniz. Çiçeklerin, bir kısmından vazgeçmenin bahçenin bütününden vazgeçmek olduğunu anlar,bahçeyi bütünüyle seversiniz.
Gönül bahçenize iyi bakın, bol bol vitamin verin, cansuyunu eksik etmeyin.
Ve unutmayın..Sevgi çiçekleri gönül bahçenizin en güzel süsleridir.

Sevgisiz kalmamak için, sevgisiz bırakmayın.
Neyse… Hüzünlendim yine.
Yazılacak çok şey var, söylenecek çok şey…
Bu günlük bu kadar demeden, dün bir dostumla sohbet ederken dostum, bana bir cümle sarfetti ona takılı kaldım. İsterseniz sizinle de paylaşayım .
Dostluk, arkadaşlık üzerine koyu bir sohbete dalmıştık. Beklemediğim bir anda bana dönerek “Bediş, sana bir şey söyleyeceğim” dedi.
Merakla bekledim…

Ve devam etti :
Oyuncak misali oyna benimle, sana kırılmaya hazır değilim..
Söylediği bu cümleyle mahvetti beni, zor toparladım.
Ne yalan söyleyeyim..Böyle bir dostum olduğu için kendimi mutlu hissettim.
Hepinizin böyle dostları olsun olur mu! “

Etiket Bulutu