ben – blog / bir teknoloji insanın kişisel blogu
cloti and lea
Tem 18th
the story accours in canakkale, eceabat at anzac bay. me and my four friends were at holiday in the anzac bay. in the aftenoon while we were going to the eceabat from our bay, we saw two girls and noone else under the midday sun walking. and we said that they must be english because as the song says; ” … mad dogs and englishmen go out in to the midday sun…”
and we went to eceabat, the opposite way of them, to buy some of our needs and ice for cooling our drinks. after comming to our house on our bay we saw that we didn’t buy enough ice so we decided to go back, while we were going back we saw cloti and lea.. ( you can read the rest of the story here . )
they were studying politics and turkey tour (turkish youth) was their project…
by the way elvis has left the bay. nowdays michael started his new job and i heard that he is trying his best
….
see you soon i know that you will be succesfull in your project.
and the the photos that i promised are below :
et beni nasıl aldırılır
Tem 6th
hikaye komik çünkü tam da bizim aileye ait bir hikaye şeklinde nüks ediyor.
bizim ailede genelde toplu haldeyken günün başında ne olacağı kaba hatlarıyla bellidir ama kesinliklegün sonunda maceralı bir gün yaşanmış olur. ne yapalım bude bizim aile genetiğimiz ben kabul edeli çok oluyor ama hasbel kader misafirliğe gelen falmn olursa ambole oluyor bu hallerimizden.
benim et beni hikayemde aynen böyle. dün yalovaya haftasonu için gelmiştim. sabah annem ben bi hastaneye gidicem sende gel dedi hem senin et benini de gösteririz dedi , “iyas beye” ilyas bey annemin elindeki beni hiç iz bırakmadan alan ve bizim ailece tanıdığımız yalovanın güzide doktoru ” genel cerrah ilyas şahin” , bende uzun süredir tırs tıs olduğum ama bir fırsat bulup gösteremediğim et benimi bari işim yokken bi tetkik ettireyim dedim. annemle atladık gittik özel yalova hastanesine, ilyas amcanın yanına hemen baktı et benime bu sıradan bir et beni dedi bişeyler yaptı sorun yok alalım dedi sonra ne zaman dönüceksin sorsuna ben pazartesi sabah deyince o zaman naapalım alalım hemen cevabıyla ben biraz şok oldum hemen alttaki ufak opersyon odasına telefon açtı kast mı ne yapacağız dedi sonra bizi aşağı yolladı bende gelicem dedi ben soydular hazırladılar lokal anestezi falan derken ben tam kıvamda hafif sersemlemiş kurbanlık koyun oldum. yaşta kaça gelmiş kormak olmaz diyip bekliyorum annemde bak ne kadar iyi oldu aradan çıkıverdi şeklinde yerli yersiz gazlıyo beni herneyse ilyas amca geldi anesteziyi yaptılar ben hiçbişey hissetmeden muhabbet ede ede et beni yakıldı tüm işlem en fazla bir saat sürdü tamam dediler annem hastane işlemleriyle igilenmek için gezinirken bende hemşirelere teşekkür edip hazırlanıyordum sonra bağcığımı bağlayıp tam ayağa kalkarken birden benim ışıklar gitti.
uyandığımda etrafımda bir sürü hemşir-e bende ise artık nasıl bir fantazi dünyası varsa düşünce şu; daha demin başka bir boyuttaydım şimdi gerçek boyuta geldim gibi düşüncelerdeyken kafa yerine geldi ilk önce hastanede olduğumu kavradım sonra neden geldiğimi düşündüm en son da da haa dedim tamam ama el ayak çekilmiş benden, yatırdılar sonra baktım kompress yapıolar kafaya nooluo derken annem geldi renk iki ton atmış dedim kesin bu kompresin altı sakat meersem düşerken kafayı köşeli bir lavabo gibi yere çarpışım gözlükler kırılmış tabii sol taraf ta çökmüş bizim.
şimd gayet iyiyiym göz kapandı biraz yerinde müdahele sorunu çözdü
ama annem hala insan oğlu bir dakka da gidiyo vallahi diyor
naif
Tem 3rd
kocaeli trafik eğitim parkı
Haz 14th
proje çok güzel bir proje ülkemizdeki en büyük sorunlardan birine trafik kültürüne bence büyük bir katkı ağaç yaşken eğilir demişler ve ortaya bu proje çıkmış.
projeyi yapan buradan veya yan tarafta blogunun linkine ulaşabileceğiniz çok sevdiğim arkadaşım ve anadolu demokrat gençlik hareketi genel başkanı çağlar demiral. yukarıdan sunuyu izleyin bana hak vereceksiniz.
tam bunları yazarken aklıma bir de şu geldi çağlar başkan birde minibüsçü, taksici ve kamyoncu eğitim parkı projesi yapmayı düşünürmüsün bence türkiyenin bu parkada en azından diğerleri kadar ihtiyacı var ne dersiniz…
özel ortadoğu lisesi ve anılar …
Haz 6th
yıllar önceydi nerdeyse 7 yıl olmuş evet yıllar önceydi diyebilecek kıvama elmiş düşinsenize anısı bile yıllar önce olmuş bir lise-kolej şu ansa sanki başka bir hayat gibi geliyor bana…
evet o zaman üniversite 2. sınıftaydım yanlış hatırlamıyorsam aklım bulutların bile ötesinde şimdi nerdeydi bulmak zor. kız arkadaşımla bir bardan çıkmış ve galiba izmire gitmeye karar vermiştik şimdi ne kadar alakasız geliyorsa o zaman o kadar zevkliydi. arabaya atladık otobana girdik tam kartal tabelasını görünce aklıma eski okulu geldi saat gecenin üçüydü kız arkadaşım ne yapıyorsun falmn derken ben kartal çıkışına saptım gel dedim seni okuluma götüreyim çıktık yıllarca teptiğim yollardan biraz değişmişte olsalar okuluma geldik ama tabela değişmişti o zamanlar 11 yıl boyunca yatılı okuduğum ve çok sevdiğim okuluma gelmiştim ama bilenler bilir yukarıdaki girişin (okulun iki ana girşi vardı ve bunu yanında atladığınız(mız) duvar girişleri) okan üniversitesi olduğunu gördüm. gittik bekçi hafif uykulu biz ise günü ortasındayız tıklattık bu sırada “manyakmısın” şeklinde uyarılsamda orası benin 8 senelik evim ve dinlemeden tıklattım cama karşımda şimdi hatırlamadığım ama okul yıllarından tanıdığım ve muhabettimiz olan bir bekçi şaşırdı beni görünce ne arıyorsun dedi bu saatte şaşkınlıkla. “ben geldim” dedim “okulumu özledim ” gel dedi içeri girdik kulubeye kız arkadaşımla . birer çay içtik benim bekçi çayı dediğim kulubede yapılan tadına doyamadığım çaylardan biriydi. muhabbet ettik bekçi birkaç anı anlattı güldük hep beraber. sonra dedimki abi gezdirebilirmiyim okulu beçi biraz tedirgin : “aman dedi yakarsın beni” ama tabii yılların hatırı ikna oldu gece saat 4 gibiydi girdik okulumuza değişen ve uzaklaşan okuluma. yıllarca yürüdüğüm okulun bahçesinde bir banka oturduk ben kaldığım odaların camlarını göstredim dışarıdan, yatılı günlerimi anlattım , ahmet hocanın “hade bakem uyanın, akşam yatmak bilmezsiniz sabah kalkmak” diyen o özlediğim uyandırmalarını ve daha bir çok anıyı uzun uzun. okulumu takdis ettim dışından ama sanki odalarında yürüyormuşçasına. anılara daldım…
ben özel ortadoğu lisesine yatılı olarak başladığımda 10,5 yaşında bir çocuktum mezun olurken ise 19 yaşında bir genç olmuştum. beni bu okul büyümüştü deyim yerindeyse…
sabah ezanı okunurken okuludan bekçiye teşekkür edip çıktık gizlice.izmire doğru yol aldık…
o gün ayrımsamıştım artık hayatımın bir döneminin kesinlikle bitip diğerinin başladığını…
o günden sonra ben bir daha okuluma uğramadım. nedense acı verdi biraz o güzel anıları en canlı haliyle yaşamak bana.
bugüne kadar bunu sadece ben şimdi eski olan kız arkadaşım ve o geceki bekçi biliyordu ama nedense bugün yazmak istedim,nede olsa suç zaman aşımından düşmüştür…










