ut aliquid fieri videatur

bacak bacak üstüne yemekbu hafta bundan sonraki haftalarda muhtemelen yaşayamayacağım bir olay oldu bir karışıklık sonucu  bu haftaki planlama çöktü ve ben istanbulda kaldım.

ofis ortamı tabii insanı farklı, ortamı farklı, kasılması farklı …

ama olay şu ki  bugün yemek yerken karşımdaki kadınların ( bayan diye düzelten hayvan ,evet yanlış okumadın sana hayvan dedim, varsa hemen yazıyı kapatsın yazı ve ben kesinlikle sana hitap etmiyoruz hatta selahattin duman da hitap etmiyor belirteyim) bacak bacak üstüne atmış halde yemek yemeleri dikkatimi çekti bir anda sonra yok baktım hepsi böyle yemek yiyor sonra düşündüm kendi kendime “yaw dedim senin neden daha önce dikkatini çekmedi”, ilginç…

ama gerçekten nasıl rahat yemek yiyebiliyorsunuz ciddi bir ara çaktırmadan bir de ben bacak bacak üstüne atayım dedim midem düğümlendi. haa karşımdaki el kadar hatun bende şambrel bir göbek bölgesi var, arka tampon da heybetinden hüküm olunmaz ama yok garip geldi onların da rahatsız olması lazım arkadaş…

p.s.: resim tamamen temsilidir yoksa  ofisimiz böyle sex & city kırması değil, biliyorum yarın öbür gün laf yaparsınız :)

agustos istanbul

efendim koca bir temmuz ayını daha yemişiz bakıyorum boku bokuna gitmiş caanım 1 ay. ben her hafta başka bir şehir ve hatta ülkede gözümü açmışım. canıım blogumu aksatmışım ki başka bi tarafım “olm senin altı ay yazmadığın oldu şimdi ne bu havalar diyor” hani meşhur seviştikten sonra “neden yaptık böyle bir şey” tümceciği gibi anlamsız aslında başka bir düzlemde bakarsak aynı şey.

sulandırdım gene daha da sulandırırdım ama fazla sulu diyorlar sonra haa bu arada canım acayip selahattin duman yazmak istiyor yani şu hayatta herkes birilerinin fanı olur tezi var ya genelde bu bir şarkıcı türkücü işte sinemacı olur bizim ki bu adam taa 1992 den beri. vay be taa diyebiliyorum 1992 yılına artık yaşlanıyorum hiç ama hiç istemeden…

-sulandırma kesin bitti — şimdi giden gitti önümüze bakalım ağustos ta inşallah yine amaçsız olan yazma mücadeleme devam edeceğim neden sonuç ilişkisi olmayan tek hareketim bu yoksa yaptığım her şeyde vardır bir neden sonuç ilişkisi  veya ben öyle düşünüyorum kendi kendimi övüyorum, yok yok bu yazı bitmeyecek

kısaca özetlersek bu ay kocakarı sıcakları var aynı zamanda ramazan bizim halkın sağlık durumu ne olur bilemiyorum  ama bir anımı anlatayım da bitsin :

şantiyede ustalar çalışıyor bir gurup işçi (çelikçiler) de çok dindar görüntüsü var gerçi bana düşmez derecesi bunlar gün başı full ekip saat 10 molası uyku modunda oruçlu oldukları için ama sonra saat 12 de bir kısmı yemek yemeye başlıyor sonrasında saat 3 te tüm ekip çayda bir iki yaw dedim usta ne oluyor böyle oruçlu değil misiniz diye adam çok rahat şefim yedik orucu dedi devam etti.  sen çok yaşa abdulmenaf usta hala gülüyorum hatırladıkça :)

iyi ramazanlar iyi oruçlar iyi koca karı sıcakları …

The Real Life Social Network v2

View more documents from Paul Adams
sosyal medya ve gerçek hayat her geçen gün daha da iç içe  girmeye başlasa da aslında çoğu zaman insanların farklı davrandıklarını biliyoruz şöyle ki çok yalnız bir adam internet playboyu olabiliyor, tatili kötü geçen biri facebook sayfasında başka dünyaları dile getirebiliyor, v.b. bunun yanında internet karar vermemizde de etki ediyor ama araştırmalara göre öyle sosyal medyanın goygoycu guru arkadaşlarının dediği kadar değil.
sosyal medya ve gerçek yaşam hakkında mükemmel bir araştırma olmuş biz okumayı sevmeyen toplumuz ama olsun iki kişi okusa da kar kardır.

engellilere is logo

engelli iş bulma siteleri başlığı da nereden çıktı derseniz gelin okuyalım;  engelli çalışan bulma sorunsalı uzun süredir bizim şirkette kurul toplantılarını kitlemiş durumda kaçamadığım kuruş toplantılarının biride sadece 1 adet engelli personel aranırken geçen ay ki toplantıda ise arayışımızın iki elemana yükseldiği ve durumun vehamet derecesinin arttığı ortaya çıktı çünkü her elli çalışana 1 adet engelli çalıştırma zorunluluğunuz var bizim eksiğimiz katlanarak artıyor eldeki engelli personellerde kaçıyor demek ki :) . her neyse sorduk soruşturduk ortaya bir dernek ve bir internet sitesi bulduk araştıra araştıra. ben de uzuun süredir yazamıyorum mazeret iş değil artık öğrenmiş durumdayım ama var bi cünupluk çare olarak tütsülenmek yerine bari dedim suskunluğu hayırlı bir yazıyla bozayım. iş arayan engelli (bazıları özürlü der ama onların özürü yok engeli var) arkadaşa bi iyiliğimiz veya bizim gibi engelli eleman arayan şirketlere de yol göstermiş oluruz.

engelli iş arayan arkadaşlar ile engelli eleman arayan şirketleri buluşturan projenin sahibi beyaz ay derneğinin internet sayfasına şuradan ulaşabilirsiniz.

iş dünyasında bende varım diyen engelli iş arama sitesine de buradan ulaşabilirsiniz..

 

http://www.dailymotion.com/video/xalsd1

bugün ki konumuz avare nam-ı diğer avara mu raj kapoor un muhteşem eseri, you tube daki yorumlarıyla ;

raj capoor = we ( all turkish peoples) are love you… :) ,
o sevmeyen bir kişi de alman olmalı .

diye özetleyebileceğimiz bir durum var bu adam ve parça için…

enis bu avare olayı da nerden çıktı derseniz annem geçen gün ya oğlum bi avare diye film vardı diye bi yoklmıştı beni son moskova ziyaretimde de azeri şöförümüzün cep telefonu melodisi avara mu çalıyordu bende yurda dönünce ilk iş internetten buldum ve dinlemeye başladım e el sonuç yarın öbür gün için blogumuza da not düştük avara muuuu lalalala … :)

awara filmi de neyin sen diyenler buradan 

raj kapoor da kim diyenler şuradan buyurun.

Etiket Bulutu