ben – blog / bir teknoloji insanın kişisel blogu
internetin tarihçesi
Şub 13th
bu akşam vimeoda dolanırken gözüme çarptı çalışma harika bi video-animasyon yapmışlar internetin tarihçesi hakkında. taa 1957 yılına kadar giden, ki ben bu kadar eskiye gittiğini bilmiyordum, internetin tarihçesini harika bir şekilde basit ve anlaşılır bir dille anlatmışlar izleyin derim izlediğinize değecek…
p.s.: animasyonun dili ingilizce ama basit kelimler kullanılmış…
dominos reklamı doğruymuş…
Şub 12th
yazının konusu malum dominos reklamı, hani çocuklar spariş veriyor ve pizza herhalükarda yarım saatte geliyor ya, benim versiyonum macera - komedi karışık mutlu sonla bitiyor tabiiki…
aslında olayın üstünden 2 hafta geçti ama bir türlü yazamadım, kısmetşimdiyeymiş;
evde çalışma modundayken karnım acıkmaya başladı tabii karın açlığı denen şey kötü e ben de yalnız yaşayan bekar biri olarak yemek konusunda özürlüyüm. tam da bu birleşimde karın açlığı alabildiğine artarken dominos reklamı ilişti gözüme çift kat arası peynir, falmn filan reklamın gözü kör olsun dedim ve telefona sarıldım iki ortaboy pizza bir tane de 1.5 litrelik fanta ısmarladım ve başladım beklemeye. kırk dakika sonra telefonu elime aldım ve siparişi verdiğim izmit merkezdeki restoranı aradım ve tam “spariş gelmedi nerde sparişim artı şimdi bedavamı derken” kapı çaldı bu sırada telefondaki kız da; “evet dedi sadece fantanın parasını 1,75ytl yi vereceksiniz ” dedi. bende telefonu kapayıp kapıyı açtım.
karşımdaki spariş getiren eleman ilk önce fantayı verdi sonra tam pizzalardan birini verirken “40 dakka oldu reklam gerçekmiş pizza bedava” dedim gülerek bunun üstüne eleman elimden çekti pizzayı “yook” dedi heycanlı heycanlı “ben 10 dakkadır zil çalıorum” falmn sonra karşı komşunun zilini çaldı “abi çalmadımmıben zili” falmn rezalet yani kıçı kırık pizza için nerdeyse apartman ayağa kalkacak tam sinirlenecektim ki birden galiba dedim kendi kendime bu yarım saat olayında dağıtıcıya yazıyorlar geç kalan pizzayı dedim ve “yaa sana yazıyolarsa söyle vereyim parsını” eleman deli; “yok ama ben geç kalmadım on dakkadır zil çalıyorum” falmn birbirimize girdik en son ” yaw restoran vermiş sana nooluo” falmnn derken eleman “ben buranın kralıyım” falmn derken aldı gitti herşeyi. bende sinirli ve delirmiş şekilde restoranı aradım saydırdım 10 dakka sonra pizza başka bir kuryeyle geldi teslim edildi gitti. reklam doğruymuş yani ama ne oldu ben pizzannın sadece üstte görülen resmini çekebildim yiyemedim hani meşhur tükürme hikayesi vardır ya onu hatırladım, ya içine tükürdüyse mantığı ile tırstım yemedim bi nevi ilk dağıtıcı amacına ulaştı. ben fair play olsun diyorum ben de pizzayı aldım söle söke
. durum 1-1 bekle beni dominos …
p.s. : üstteki çiftli çakma kare çalışmayı da yaptım hedayem (kaynanalar-nuri kantar etkisi var bu kelimede) olsun ….
ahmet haşim büyük şair ve yazarmış …
Şub 10th
türkiyede okuyup ta “ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak… sular sarardı… yüzün perde perde solmakta, kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…” bu dizeleri bilmeyen yoktur. bended klasik bir türk öğrencisi olarak yıllarca bunu ezerden biliyordumbu sıralar klasik türk edebiyatına merak saldım ve sırayla okumaya başladım bir nevi temizlik evden başlar misali bunlardan biri de ahmet hşim oldu aslınde hep aklımda pekte iyi bir şair olmadığı izlenimi vardı. ama “bize göre” isimli köşe yazılarını topladığı kitabını okumaya başlayınca fikirlerim tamamen değişti. bir insan bu kadar mı duru bu kadar mı şiirsel olabilir, olabiliyormuş. sırada diğer kitaplarıda var bakalım naapıcaz…ama herkese tavsiye ederim mutlaka ama mutlaka.
p.s.: bu arada üniversiteye hazılık öğrencileri mutlaka ahmet haşim okuyun çünkü nerdeyse türkç okuma parçalarını bu yazılardan alınmış….
anadolu jazz ve jülide özçelik
Şub 8th
böyle ilginç buluşlar genelde bizim melonun (kız kardeş) işidir. müzik konusunda aşma – taşma sınırını çoktan aştı gidiyor. dün (gece 2 suları) kendi laptopu bozulduğu için benim laptopumda mp3 player ve harici hard disk arasında müzik kopyalaması yaparken bir yandan da bana bak bu bak şu diye beğendiği sn keşiflerini dinletiyordu a bende sabahın ikisi masum masum dinlerken birden bak dedi bunu dinle bana dinle dediği parça en başta standart jazz eserine benzyordu sonra oryantalleştirilmiş bir jazz parçası zannettim ama sözler başlayınca herşey değişti çok güzel, duru ve yanık bir ses, harika bir parça birden uyandım ” melo bu kim” dedim. başlıktan anlayabileceğiniz gibi jülide özçelik çıktı. sonra bu akşam tek başıma melonun bilgisayarıma attığı jazz istanbul volume 1 albümünü tek solukta dinledim ve hayran oldum. türkülerle harmanlanan jazz bıktırmadan, ara vermeden dinletti kendini. buradan ulaşabileceğiniz ekşisözlük entry lerinde bazı olumsuz yorumlar olsa da ben çok beğendim mutlaka dinlemelisiniz derim, şiddetle tavsiye ederim. sonuçta ben anadolu jazz dediğim bu harmanı çok beğendim bir cd sini alıp katkıda bulunacağım artık …
blogumun tıkandığı nokta
Şub 7th
yaklaşık bir yıldır blogluyorum ki bir yıla bir kaç gün kalmış olması lazım ama şu anda geldiğim notada ise şöyle bir sorun var blog artık tıkandı maalesef
tıkandı sonucuna varmamı sağlayan sebepler;
- godaddy ile her gün ortalama 1 saat siteye ulaşamıyorum ya çok yawaş oluyor ya da sistemde apache hatası oluyor.
- artık database im tıkandı sanırsam siteye etki etmiyor.
- tasarım konusunda mutsuz olduğum kısımlar var.
- çok fazla eklenti kulanmışım wordpressi öğrenirken bunlardsa database yapısını bozmuş gibi.
- wordpres 2.1 sürümünden beri çok temel değişiklikler yapmış 2.7 de artık benim değişmem gerektiğine karar verdim.
- bide tebdili mekanda ferahlık vardır demişler bakalım çalışmalara ufak ufak başladım ….
p.s. ya bide bugün bütün gün sağ gözüm seğirdi, hai bakalım hayırlısı..












