ben – blog / bir teknoloji insanın kişisel blogu
yeni palet ve botum geldi…
Şub 21st
okuyanlar bilir bir süredir dalış sporuna kafayı taktım, çok hoşuma gitti, bayıldım …
şimdi işte 1. yıldızdan iki yıldıza çıkma çabalarındayım bunun içinde dalış sayısını arttırmak grekiyor ki bulduğum her fırsatta dalmaya çalışıyorum, hatta boş zamanlarımda uzaklara dalııp gidiyorum (tamam bu espiri olmadı kabul ama yapmasam da içimde kalırdı.) herneyse dalış sporu da alet edevat gerektiren malzeme fiyatlarının pahalı ve ithal olduğu ve nedense türkiyedeki satıcılarımız sebebi ile de dünyadan nerdeyse iki katı fiyatla satılan ürünleri yüzünden el yakan bir spor. Gerçi benim de mutlulukla dahil olduğum kousat yani kocaeli üniversitesi su altı topluluğu dalmak isteyene herşeyi veriyor a dan z ye ama işte işi büyüttükçe malzeme almakta mecburi oluyor gelelim görelim ki malzeme fiyatları dünyaya göre bu kadar farklılık gösterince benim kazık yeme genlerim direkt uyarılıyor benimde hiçbirşey alasım gelmiyordu.
ama olay şurada patlak verdi yalovaya eve geldiğimde melis (kardeş) ” abi dedi gökdeniz amerikada bende 4. nesil ipod umu 5. nesille değiştirmek istiyorum alalım mı … “ bende ok dedim tabii biz bir adet ipod u bir adet canon tele objektifi nerdeyse objektif fiyatına aldık gokdeniz de 15 gün amerikada kalacakmış. benim içime kurt girdi hemen kendime bir maske,palet,bot,giysi den oluşan çok ucuz bir kombinasyon buldum ve dalış hocalarımdan daha önce buradan ulaşabileceğiniz yazımda bahsettiğim kimseye benzemeyen ihsan hocaya bir e-mail attım; “bir takım buldum acaip ucuz naapalım” diye o da üşenmedi beraber mesai harcadık öyle böyle derken sadece palet ve botu almaya karar verdik. tabi gökdenize de taşıması kaldı ki en pis tarafı bu ben herhalde bir sonraki amerikadan gidiş gelişinde gelir falmn derken yazının devamını oku »
sevgililer günü istatistikleri
Şub 14th
son bir haftadır nereye baksam sevgililer günü aşağı sevgililer günü yukarı… böö geldi tam manasıyla bende intikam acı olur deyip sevgililer günü istatistiklerini vereyim dedim olay st. valentine dan öteye geçeli çok oldu hanımlar. şimdi nice delikanlılar yarın bir gül için 20-30 lira bayılacak sonra da bakıcak pazar sabahı gazetelerine yok efendim gül yetmez yanına bir tek taş yakışır diye gazlanacak ama bütçesel sorunlar aklına gelecek sonra ulan diicek ben bu günü bulanın ta …
hemen bu noktadan başlayayım aslında günü özü iki varsayıma bağlanıyor benim canım roma imparatorluğuma
neymiş bakalım sevgililer günü tarihçesi …
1- st valentine isimli din adamının yasak olduğu halde roma askerlerini el altından evlendirilmesinin öğrenilmesi sonucu 14. şubatta idam edilmesi üstüne kurulmuş ki o zaman bizim imam nikahı kıyan hocalaramızın hepsi birer yarım st valentine sayılır bak yakında hz. imam günü gibi bişey peydah olur dindarlar için çünkü şarap yaptılar alkolsüz , banka yaptılar faizsiz, v.b. ki hepsini gavur dediklerimiz buluyor o da başka bir soru işareti girmiyorum…
2-eski romadaki çiftleşme-üreme festivalinden geldiği söyleniyor ki o zaman st.valentine kısmı biraz sarpa sarıyor o da nikahları topluca kıydıran din adamı olsun diyelim işlerin oturması için, böylece hikaye bence daha güzel oldu ölüm falmn neymiş öyle …
ama işte pandoranın kutusu şurada açılıyor; 1840 larda massachusettsli esther howland isimli uyanık bence çakal zat ilk olarak fabrikasyon sevgililer gününe özel tebrik kartı satışına başlıyor diğer sırtlanlarda bunu takip etmiş olacak ki günümüz sevgililer günü mucizesine gelmiş oluyoruz…
gelelim istatistiklere ….
bu özel günün istatistiklerine bakalım istatistikçi kız kardeşime de göz kırplmış olurum
ayrıca günü gereksizliğini anlayana matematiksel olarak anlatırız hemde yarın öbür gün belge olur elimizde . tek sorun türk istatistik kurmunun (bunuda melodan öğrendim) sitesine sevgililer günü uğramadığı için bilgileri amerikadan şuradan ulaşabileceğiniz amerikan devletinin istatistik kurumundan aldım ki herşeyi belgelere dayandırdığımın da bir kanıtıdır
.
sevgililer gününde en çok alınan hediyeler: yazının devamını oku »
atkı nasıl bağlanır
Şub 12th
uzun zamandır böyle şiir -romatizm yazıyorum kendimi çakma ahmet altan gibi hissetmeye başlamıştım sonrasında da uzun süredir yazmaya çalıştığım kanser yazılarıyla ortalığı bunaltıcam o arada da bir kaç teknik yazım var aklımda ama şöyle geyik birşeyler de bulamıyordum. bilenler bilir ben firefoxu deliler gibi tablı-sekmeli (ortalama 50 tab bulunur) kullanırım. tablar arasında geçenlerde izlediğim atkı nasıl bağlanır sayfasını gödüm.
şimdi yani bu mudur diyeceksiniz; budur temel atkı bağlama teknikleri videosu aşağıda :
daha fazla atkı bağlama tekniği – stili için ise şuraya bakmanızı öneririm
hayatın çapraşık duyguları…
Oca 20th
Bundan yıllar önceydi …
ben daha hayatı ayrımsamamış bir çocuktum lisenin ikinci sınıfındaydım …
ayşe teyze daha hayattaydı ve ben bir tiyatro oyununda oyuncuydum , kapıcı rolüydü benimki, pendik sahilindeydik kardeşim atilla ile karşılıklı birşeyler içiyorduk sahilde hayat daha çook toz pembeydi bizim için hayaller ise diz boyu…
bir sarhoş geldi yanımıza çocuklar dedi “hayat çapraşık duygular bütünüdür”, biz ise daha 10. yıl marşını söylüyorduk iki kardeş, dost , arkadaş ; anlamadık ne dediğini..
adam sarhoştu gelip geçti bizim için ama unutamadım cümleyi ben yıllar boyunca ne demekti çapraşık duygular bilemedim ufaktım, çocuktum …
ama şimdi anlıyorum ki hayat gerçekten çapraşık duygulardan ibaret sevgi içinde nefreti , mutluluk içinde hüznü barındırıyor bilemedim…
şimdi hala bir çocuk var içimde ama ben büyüdüm maalesef hayaller gerçek oldu veya olmadı ; atillanın çocuğu oldu benim olmadı halbuki hayalimiz şuydu ; ikimizin de çocuğu olacaktı hayat akıp gidecekti, hayat güzeldi….
ben şimdilerde anlıyorum insan bir tam olamıyor hiçbir zaman en mutlu günlerinde hüzünler bir yandan saldırıyor sinsice sana tam bir duygu yok diyor…
çook zaman geçmiş üstünden bilmesem asır derim o zaman ve şimdi arasındaki farka ama değil biliyorum ; ben kendimin hem dorian gray i oldum hem de henry si; genç kaldım, yaşadım, eğlendim ama bedelini ödedim ve ödüyorum, odamda eski sevgilimden kalan bir tablo her gece ona bakarak uyuyorum rüyaya bir kala …
ve yıllar geçtikte anlıyorum o geceki sarhoşu: o mu sarhoştu yoksa biz mi çok gençtik sorusunun yanıtı belli olmaya başladı gün be gün …
biraz da murathan mungan…
Ara 12th
biraz önce iki tane murathan mungan şiirine denk geldim, murathan mungan bazılarının çok sevdiği bazılarının edip cansever den çalıyor dediği ve nefret ettiği ama bundan 3 sene önce sorsanız ikinci guruba katılıp kınayacağım ama şu an itibari ile esinleniyor olabilir ama yazdıkları iyi de gidiyor diyip ret edemeyeceğim, diğer salınımları (müzik , sinema v.b. ) içinse şu anda hala mesafeli olduğum bir şair.
neden blogunda bu kadar çok şiir yayınlıyorsun derseniz aslında bundan 14 ay önce yine karşıma gelen bir şiir vardı çok tanımadığım bir şairin dehşet hoşuma gitmiş bir şiiri ama olan oldu dijital dünya işte şiiri web tarayıcımın sekmelerinden kaybettim ve o günden beri şiiri arıyorum bulamıyorum o yüzden beğendiğim şiirleri blogumda yayınlıyorum. önce kendim için …
kırılgan
kırılgan bir çocuğum ben
yüreğim cam kırığı
bütün duygulardan önce
öğrendim ayrılığı
saldırgan diyorlar bana
oysa kırılganım ben
gözyaşlarım mücevher yazının devamını oku »



